Çaldıran Ajans -
$ DOLAR → Alış: 3,52 / Satış: 3,54
€ EURO → Alış: 4,13 / Satış: 4,15

15 Temmuz’un Kazananları ve Kaybedenleri

15 Temmuz’un Kazananları ve Kaybedenleri
  • 15 Temmuz 2017 - 19:49
  • 453 kez okundu

Kayıp ve kazançların olabildiğince karmaşıklaştığı, kazanan ve kaybedenlerin bıçak sırtı gittiği/gideceği bir sırattan bahsediyoruz.

15 Temmuz;

Başarısız bir darbe girişimi,

Kontrollü bir darbe,

Ya da..

Kanlı bir darbe senaryosu olabilir.

Hangisi olursa olsun; silahın baş aktör olduğu, ölümün soğuk yüzünün kanlı ve büyük bir gürültüyle homurdandığı bir geceydi.

Silahın ve ölümün baş aktör olduğu böylesi durumlar; ortaya çıkardıkları sonuçları itibarıyla çoğu zaman olayın ötesine geçer ve yeni gerçeklikler yaratırlar.

Askeri vesayete karşı olanların darbeler karşısındaki duruşları ilkeseldir. Ancak toplumun geneli olayı gözler ve tavrını belirler. Olay genelde pragmatik gelişir. Alınan tavırların çoğu da bu minvalde rüzgarın yelkenleri hangi yönde şişireceği ile alakalıdır. Zira şu an Fettullah Gülen’i kafir, baği, müşrik görenler, o zatı neredeyse melekut aleminde görüyor ve gösteriyorlardı. Buradaki asıl değişken kazananlar ve kaybedenler meselesidir kanımca…

Bu yüzden biz bu olaya kahrolsun veya yaşasın şeklinde değil de kazananlar ve kaybedenler zaviyesinden bakacağız. Bu bize yeni koalisyonların şeklini, rengini gösterecektir.

 

15 Temmuzda Kimler Kazandı:

1) Kemalistler kazandı.

a) TÜSİAD: Kemalist ideolojinin devlet merkezli zenginleşme hamlesinin laik-seküler ve tekelci yapısı 1950’lerden bu yana büyümeye çalışan kendisine Yeşil Sermaye, Anadolu Sermayesi diye adlandırılan milyarlarca dolarlık sermayesini devlete devrederek(kayyım) kendisine gerçek anlamda rakip olabilecek bir sermaye örgütlenmesini temelden tasfiye etti.

Gülen davalarına Koç ailesinin bizzat müdahil olması manidardır.

b) Ulusalcılar-Perinçek-Ergenekon(Avrasyacılar): Siyaseti ve hayatı yöneten paradan sonraki en büyük argüman olan silah ve asker taksimatı gerçekleştirildi.

Uzun yıllardır askeriyede Kemalist yapıya karşı gerçek anlamda kadrolaşarak, TSK’da tekçi yapıyı kırabilen yegane hareket Gülen hareketiydi. Onun dışındaki İslamcı, tarikatçı ve nurcu cemaatlerin gerçek anlamda bir tasarrufları mevcut değildi. TSK’da Gülencilerin tasfiyesi Askeri AKP’lileştirmemiş, fabrika ayarlarına çevirmiştir. Haddi zatında AKP’nin Ergenekon ile uzun zamandır kurduğu ittifak temelde anti Fettullahcılık üzerine kuruluydu ve Tayyip Erdoğan’ın kazan-kazan teorisine dayanıyordu. Ergenekon en büyük rakibi olan Fettullahçıları tasfiye ettirerek ömür boyu aldıkları hapis cezalarını kaldırttı, trilyonluk özür tazminatları aldı ve görevlerine geri dönerek TSK’yı ele aldılar. Şüphesiz uzun yıllar devlet ile Öcalan arasında bir bağ olan Perinçek yeni dönemde devlet ile Tayyip Erdoğan arasında yeni bir bağ kuruyordu.

2010 referandumu ile yargıyı (HSYK) Fettullahçılara teslim eden AKP, onbeş temmuzdan sonra da yargıyı asıl sahiplerine devretmiştir.

c) Basın-Yayın: Bir eli Tüsiad, bir eli özgür! basında olan doğan medyası darbe girişimine karşı şaşılacak derece hazırlıklı ve kararlı durmuş, kendi dışındaki basının tasfiyesini zevkten dört köşe izlemiştir. Kendisine rakip olabilecek tüm basın bir anda buharlaştırılmıştır. Orta da resmi basın ve doğan medya grubu kalmıştır.

2-MHP(Bahçeli): 15 Temmuz darbe girişimi sonucunda aldığı tutumla sürekli kurtarılan Bahçeli tekrar ve kalıcı bir şekilde kurtarıldı. MHP ve AKP arasında hala tam anlamıyla bilinmeyen bir antlaşmayla devletin! Bekası üzerinden bir araya gelindi. Türk ulus devletinin asimilatif ve entegreci yapısına geri dönüldü. Çöktürmede başlayan memnuniyet ittifak’a dönüştü.

Ayrıca Fettullahçıların ihracıyla boşalan bürokrasi MHP tarafından itina ile dolduruldu. Bürokrasi de MHP’nin altın bir devir yaşayacağı ön görünüyor.

Ve kanımca HALK direndiğinde neler yapabileceğini göstererek kazandı.

 

15 Temmuzda Kimler Kaybetti:

1-AKP: Kuruluşunu özgürlük, demokrasi, katılımcılık ve kardeşlik değerleri üzerine yapan parti, kimlik değiştirmiş; ulusalcı, baskıcı ve anti demokratik bir partiye dönüşmüştür. Siyasal ve sosyal yapılar için en büyük kayıp kimlik kaybıdır.

Sizi getiren değerler sizi götürmeye çalışıyorsa siz kaybetmişsiniz demektir. Bu yüzden bu darbenin en büyük kaybedeni AKP’dir.

2- Fettullahçılar başta olmak üzere tüm cemaatler. Tayyip Erdoğan’ın ‘Ne istediniz de vermedik!’ deki veciz sözün aslında Fettullahçıların devletin görünmeyen sahipleri olduğunun itirafı niteliğindeydi. Fettullahçılar sahipleri oldukları ve hiçbir sorumluluklarının olmadığı bir devleti kaybetti.

Hala bir ilizyondan kurtulamadık.

Fettullah Gülen’e kafir, müşrik diyerek onun gerçekliğini yok edemezsiniz. O benden, senden çok daha fazla ibadet eden, dava edindiği yolda fedakarlık yapan biriydi. Dini için inançlarından fedakarlık yapabilen biri!

Yaratılan ilizyondaki gibi küfür-iman, hak-batıl, müslümanlar-yahudiler arasında olan değil bizzat İslam-islam, Müslüman-müslüman arasında olan kanlı bir oyundu. Bu bağlamda Fettullah’ın tasfiyesi(kısmen) ile aslında bütün cemaatlerin tasfiyesi gerçekleştirilmiştir.

Toplum nezdinde cemaatlerin kör, karanlık yapıları toplumu dehşete düşürmüş, 90’lardaki domuz bağı hadiselerini aratmayacak bir tiksinti yaratmıştır.

Her ne kadar paralel yapı olmak için çırpınan tüm cemaatler devletin ve milletin oluşturduğu bariyerler ile karşılaşacaklardır. Cemaatler topluma gelecek değil, korku uyandırmaktadırlar. Toplum bireye ve bireyselliğe daha çok kaymış durumdadır ve trend yükselmeye devam edecektir.

Sular durulduğunda hasar raporu net olarak felaketi ortaya çıkaracaktır.

3- Anadolu Sermayesi, Yeşil Sermaye: Devlet on milyarlarca dolara el koymuş. Anadolu sermayesini bitirmiştir. Anadolu sermayesini dünyaya açan tüm kanallar tıkanmıştır. Bunun da etkileri önümüzdeki yıllara yayılarak ortaya çıkacaktır.

4- İslamcı STK’lar: Devlete eklemlenerek kendilerini inkar eder duruma düşmüşlerdir. Eklemlenmeyenlerde tasfiye süreçlerine tabi tutulmuşlardır. Klasik cemaatlere göre daha güncel ve modern söyleme sahip stk’lar devletleşerek kaderdaşları olan Kürtlerle tamamen ayrılmışlardır.

Devlet ile olan entegrasyonları onları büyüteceğine içlerinde yıllardır oluşturdukları muhalif kişiliklerinden dolayı kişiliksiz-yamyam yapılara dönüşmüşlerdir.

Sistemi tarif şekilleri körün fil’i tarifine dönmüş, ellerine filin hangi uzvu gelmiş ise ona göre bir tarif geliştirmeye çalışmışlardır.

İsrail ve antisemitik yaklaşımlarından beslendikleri ve onlara bugüne kadar hiçbir sorumluluk yüklememiş Kudüs davası; İslamcı hükümetin İsrail ile yaptığı tarihi anlaşmalar ve yaklaşımlarla her gün onlara yeni bir şeyler söyletmiş, en sonunda nazlı gelin edasıyla bazen perde arkasından bazen de transparan kalmayı göze alarak hükümet-devlet ile cilve yapmaya devam etmişlerdir. Bu da onun varlık sebebini ortadan kaldırmıştır.

4-Liberaller ve Gazeteciler: Gazetecilerin tutuklanması noktasında dünyada en baş sıraya yükselmiş, müebbet ile yargılanan gazetecilerin, yayıncıların sayısı Türkiye tarihindeki en mümtaz yerini almıştır.

Özgürlükler ve demokrasi kavramları çerçevesinde AKP’de bir araya gelen veya destekleyen liberaller ters köşe yapılarak tasfiye edildiler. Türkiye’nin AB ve dünya ile olan entegrasyonunun gücüne bağlı olarak pozisyonları güçlü olan liberaller Türkiye dünyadan uzaklaşınca pozisyonlarını da kaybettiler. Liberallerin basın ve görünen kurumlar dışında başka bir mücadele alanları olmadığı için de buharlaşıp gittiler adeta.

5- HÜDA-PAR: Halktan bulamadığı meşruiyeti devletten almaya karar verdi. Ama devletten alacağı meşruiyetin onun Kurdistan’da bir ihtimal doldurabileceği boşluğu da kaybettirdi. Devlet ile girdiği koalisyonda eski tecrübelerini tekrar etme riskini barındırıyor. Ne de olsa Doğu Perinçek’in içinde olduğu bir koalisyonda bulunuyor. Kürt olmanın muhalif anlayışı ile İslamcı olmanın hükümet olma reflekslerini nasıl taşıyacağını zaman gösterecektir.

 

Kaybedip etmeyecekleri hala performanslarına bağlı olanlar.

CHP; müzmin bir muhalefet partisi olmaktan başkanlık sistemiyle iki partili bir sistemin hakim olacağı solu birleştirme ve çatı partisi rolünü kapma ihtimali var. HDP’ye kaptırdığı gerçek ana muhalefeti geri alma şansı mevcut.

Kürt siyasetinin bu topraklarda gerçek muhalefet olması sebebiyle, dünya ile olan entegrasyonu ve siyaset araçlarındaki çeşitliliğini bir imkana çevirebilir. Türk, Arap ve Fars anti Kürt siyaseti Kürt siyasetini bir araya getirip çok farlı bir noktaya taşıyabilir.

HDP, CHP ile olan ilişkisine bağlı olarak devlet politikası ve başkanlık sistemine uygun olarak kitlesini merkez sola kaptırabilir. Bunu yaparak devlet politikalarının istediği entegrasyonu sağlayabilir.

TC. devlet geleneği ve bürokrasisi hiçbir zaman bu kadar içi boş ve teamülsüz kalmamıştı. Devlet; herkesi korkutan, bu korkunç gücünü deli dumrul gibi gelişi güzel(KHK)lar ile kullanan, bütün bahçeyi viran eden koca bir fili andırıyor.

Ayrıca Kürdistan’ın en ufak bakkalını dahi vakıf, mütevelli ve üye adı altında devlete entegre eden Gülen hareketinin yokluğu devleti bölgede gerçek anlamda bir gerçekle yüzleştirecektir….

…..

Gerçekten kim kaybetti, derseniz…

İslam kaybetti, Müslümanlar kaybetti, adalet kaybetti, güven kaybetti, doğruluk kaybetti.

90’ların domuz bağlarının, IŞİD’in küresel şiddetinin ve 15 Temmuzun gerçek kaybedenleri yaralar kabuk bağladıktan sonra ortaya çıkacaktır. Zaman en büyük müfessirdir.

Tabii ki her zaman olduğu gibi ilk önce HAKİKAT kaybetti….

Kaynak: Haberazad –  Murat Bozdemir

Etiketler: / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ