Siirt’te Kürt ve Arap halkların büyük desteğiyle seçilen DBP’li belediyeye kayyum atanıp Belediye Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın tutuklanmasına dönük tepkiler sürüyor. Kentin HDP’li milletvekili Besime Konca, Siirt’te halkın büyük bir irade ortaya koyarak belediyeyi kazandığını ve Ak Parti’nin bu iradeyi ortadan kaldırmak için özel politikalar uygulayarak kayyum atadığını söyledi. Konca, “Sadece Siirt’te değil ilçelerinde de hiçbir yöneticimiz bırakılmadı. Eruh Belediyesi’ne el konuldu. 18 yöneticimiz ‘kayyıma suikast girişiminde bulunabilir’ denilerek hukuksuz bir şekilde gözaltına alındı. Siirt halkı her şeyin farkında ve bu hukuksuzluklara gereken cevabı verecektir” dedi.

‘KÜRTLER SİYASİ BİR DİRENİŞ GELENEĞİNE SAHİPTİR’

Konca, DBP’li belediyelerin halkın değerlerini dikkate alarak hizmet verdiğini, Siirt Belediyesi’ni de hırsızlardan alarak bu değerleri yaşatmaya çalıştığını vurguladı. Konca sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet kayyımla halkın değerlerine ve iradesine el koydu. Siirt Belediye Başkanımız Tuncer Bakırhan’ın görevden uzaklaştırılmasına cenazelere katılması gerekçe gösterilmiş. Onlar bu politikalarla ‘İnsanlığınızdan da vicdanınızdan da vazgeçin’ diyorlar. Biz ise onlara bu insanlığı daima hatırlatacağız. Bu halk toplumsal olarak yaşadıkları katliamlarla, geçmişiyle siyasi bir hafızaya ve direniş geleneğine sahiptir. Kürtler bu direniş geleneğiyle birlikte bedel ödeyerek iradesini hem dünya hem de Türkiye kamuoyuna kabul ettirdi. Bu iradeden asla vazgeçmeyecektir.”

‘HÜKÜMETİNİ AYAKTA TUTMAK İÇİN KÜRTLERE SALDIRIYOR’

Ak Parti’nin uyguladığı politikaların hiçbir dayanağı olmadığını, dayandığı bütün güçlerin çöktüğünü ve kendini ayakta tutmak için de Kürtlere yönelik baskıcı politikalarını arttırdığını ifade eden Konca, şu değerlendirmede bulundu: “Yıllarca Kürtleri ekonomik olarak cezalandırdılar. 1990’lı yıllarda birçok iş insanını katlederek faili meçhullerle, parlamentoda siyasi iradesi yok sayılarak inkâr politikaları uygulandı. Kürtler bu yöntemlere karşı yeniden küllerinden doğarak hem siyasi olarak hem de askeri olarak Ortadoğu’da, Rojava’da demokratik mücadelenin bir parçası oldu. Devlet inkâr politikalarının işe yaramadığını gördüğü için bugün başka yöntemler deniyor.”

Konca, hükümetin Kürt düşmanlığı üzerinden başlattığı savaşın bütün Türkiye’yi olumsuz etkilediğine vurgu yaparak, “Türkiye’deki bütün siyasi, hukuki, muhalif kurumlar yok edilerek ülke ciddi bir kaosa sürükleniyor. AKP, ‘Kürtleri nasıl yok edebilirim’ tavrıyla Türkiye toplumuna savaş politikalarını dayatıyor. Kürtlerin kaybedecek hiçbir şeyi yok. Her saldırı karşısında yeni bir direnişle ve yöntemle bu politikalara karşı ayağa kalkmışlardır. Ancak bu savaş politikaları Türkiye toplumuna çok şey kaybettirecektir. Bu yüzden bütün Türkiye halkları bu sorgulamanın içerisinde olmalıdır” dedi.

‘ONURLU DİRENİŞ KÜRTLERE HİÇBİR ŞEY KAYBETTİRMEYECEK’

İktidarın, Kürt iradesinin bütün alanlarını yok sayarak seçme ve seçilme hakkını elinden almak istediğini söyleyen Konca, “AKP, kayyımlarla belediyeleri kışlalara çevirerek artık Kürtleri saymıyorum demiştir. Onurlu bir mücadele Kürtlere hiçbir şey kaybettirmeyecek” dedi.

‘TOPLUM SÜRÜ DEĞİL, ERDOĞAN DA ÇOBAN OLAMAYACAK’

Konca, Erdoğan’ın “Ben çobanım” söylemini ise şöyle değerlendirdi: “Ancak toplum sürü değil. Toplum bilinçli bir yapıdır, gelecek kaygısı yaşayan bir varlıktır. O yüzden Erdoğan çoban olmayacak, toplum da sürü olmayacak.”

dihaber