Halkların Demokratik Partisi (HDP), haftalık grup toplantısında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Kadın Grubu toplandı. Toplantıya, birçok kurumdan kadın temsilcilerin yanı sıra DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, HDK Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit, KESK Eşbaşkanı Şaziye Köse, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da katıldı. Toplantıda, tutuklu kadın milletvekillerini fotoğrafları ile referandum kampanyasına ilişkin hazırlanan mor renkli “Hayır” dövizleri taşındı.

Toplantıda geçtiğimiz hafta milletvekilliği düşürülen tutuklu HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın geçmiş dönemlerden oluşan görüntülerin yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.

‘KADININ SESİNDEN KORKUYORLAR’

Toplantıda konuşan Ağrı Milletvekili ve Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, bugün kürsüde 4 Kasım gecesi tutuklanan Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ’ın bulunması gerektiğini ifade ederek, “Kadınların mücadelesinden sesinden ve sözünde korkanlar kadın iradesini cezaevlerinde rehin tutarak başaracaklarını sanıyorlar. Ama anıldıklarını bilmiyorlar” dedi.

Uzun bir dönemdir partilerine yönelik tasfiye politikasının devrede olduğunu kaydeden Taşdemir, “Kapalı kapılar ardından kirli politikalarla eşbaşkanımız Figen Yüksekdağ’ın vekilliği düşürüldü. İşin tuhaf tarafı Erdoğan’a siyaset yolunu açan madde ile vekilliği düşürüldü. Fetva verenler paneller verebilirken Sayın Yüksekdağ’ın posterleri toplatıldı. Ama unutmasınlar ki halkın verdiği vekilliği ancak halkın kendisi alabilir” şeklinde konuştu. Taşdemir, eşbaşkanlık sistemiyle siyaseti dönüştüren kadınların tek başkanlığı kabul etmeyeceğini söyledi.

KADINLAR DARBE ZİHNİYETİNİ ÇOK İYİ TANIYOR

Taşdemir, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bugün 28 Şubat Darbesi’nin yıl dönümü. Binlerce kadın yaşam şekillerinden dolayı mağdur edildi. Sırf başörtülü oldukları için işlerinden atılan, emeklerine el konulan, üniversitelerde saldırıya uğrayan kadınlar, bu mağduriyetleri direnişe çevirerek kadınlar arası bir dayanışmayı örmeyi başardı. AKP siyasal çıkarları için 28 Şubat’ta kadınları aşağılayan odaklarla ittifak halinde. Bu ittifakta ilk olarak kadınları hedef almakta, kadınlara saldırmaktadır. 28 Şubat’ta Merve Kavakçı’yı Meclis kürsüsüne çıkarmayan zihniyet ile Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin sessiz sedasız bir kumpasla Meclis’te düşüren zihniyet aynı zihniyettir. Biz kadınlar bu zihniyeti iyi tanıyoruz.

28 ŞUBAT, BARIŞIN KONUŞULDUĞU GÜNÜN ADI

28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatı’nın da yıl dönümüdür. Barışın konuşulduğu günün adıdır. Sayın Öcalan’ın ısrarla üzerinde durduğu, kadınları çözümün bir tarafı olarak masada olması için çaba sarf ettiği Dolmabahçe Mutabakatı, bugün önümüze konulan Anayasa taslağından farklı olarak,bütün toplumsal kesimlerin temsil edildiği, kadınların barışın gerçekleştirilmesindeki öncülüğünün vurgulandığı bir toplumsal sözleşme önerisiydi. Ama mutabakat görmezden gelindi ve masa devrildi. AKP mutabakat yerine savaş ittifaklarını, diyalog yerine tehdidi, yasa yerine KHK’leri seçmemiş olsaydı; bugün Dolmabahçe Mutabakatı’nda 10. Maddede altı çizilen demokratik bir Anayasa yapımını konuşuyor olabilirdik. 53 yıllık savaşın ardından uzlaşma zeminini yaratmış olan Kolombiya örneğinde olduğu gibi, barışı inşa ederek kadın özgürlüğünü güçlendiriyor olmanın heyecanında buluşuyor olabilirdik.

Xerabê Bava köyünde bir vahşet yaşanıyor. 14 gündür bütün haberleşme olanakları engellenen köye giriş çıkışlar yasaklanmış, elektrik ve iletişim hatları kesilmiş durumda. Su ve gıda ihtiyacı karşılanamıyor. Sadece insanlar değil, tüm canlılar hedef alınıyor, ahırlar ateşe veriliyor. Evleri karargâha dönüştürülmüş durumda. Medyada işkenceye uğramış köylülerin fotoğraflarını görüyoruz. Bize bu fotoğrafın hesabını vermesi gereken İçişleri Bakanı, çıkıp bizimle dalga geçerek işkenceyi meşrulaştırıyor.

KAYYUMLAR İLK İŞ OLARAK KADIN ÇALIŞMALARINA YÖNELDİ

35 belediye kadın eşbaşkanı tutuklu bulunuyor. Kayyumların ilk işi kadın kurumları ve çalışmalarına yönelmek oldu. İlk işten çıkardığı kadınlar oldu. En son Van’da kayyumun ‘kadından şoför olmaz’ diyerek kadın şoförleri işten çıkarması örneğinde olduğu gibi, cinsiyetçi klişeler kayyumların eliyle güçlendiriliyor. Eşbaşkanlığın bir suç olarak düzenlenmesi AKP’nin kadın düşmanlığının en açık kanıtıdır.

YAYILAN BU CESARET ‘HAYIR’LARIMIZLA BİRLEŞECEK

Kadınlar siyasette, sokakta, evlerde yüceltilen erkeklik nedeniyle zaten OHAL koşullarında yaşıyordu. Ancak OHAL’in ilanı bu koşulları meşrulaştırarak keskinleştirdi. Toplumsal hayatta kadın-erkek eşitliğini güçlendiren hizmetler OHAL gündemi nedeniyle önemsizleşiyor. Kadınların yaşamına dair talepleri dile getirebilecek bir olağan siyaset gündemi ortadan kaldırıldı. Barışı ve kadın özgürlüğünü savunan gazeteci, akademisyen, öğretmen, siyasetçi kadınlar hedef alındı. OHAL ilan edildiğinden beri yayınlanan çarşaf çarşaf listelerde haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı durabilmiş, barış ve demokrasiyi savunabilmiş, iktidarı eleştirmekten korkmamış yüzlerce, belki binlerce kadın var. Bir çok kadının sesi olan akademisyen Nuriye Gülmen, Ankaralı öğretmen Acun Karadağ, kamu çalışanı Betül Celep bunlardan sadece birkaçı. Buradan sesleniyoruz; kadınlardan kadınlara yayılan bu cesaret, ‘Hayır’larımızla birleşecek. Gündelik yaşam olanaklarımızın, özgürlüğümüzün güvenlik iddialarıyla değersizleştirilmesine ‘Hayır’ diyeceğiz. Kadınların hayata sahip çıkma umudu ‘Hayır’da açığa çıkacak.

AK Parti’nin bin 394 belediye başkanlığında sadece 7, 21 bakanlıktan da sadece birinde kadına yer ayrıldı. Kadınların gelecekleri üzerine söz söylemesini istemiyor. Muhalefet eden kadınlar cinsellikleri, bedenleri üzerinden aşağılanıyor. Tarihteki bütün faşist yönetimler gibi AKP’de kadınlara annelik ve aile dışında bir toplumsal alan bırakmıyor. Kadına yönelik erkek şiddeti ve nefret suçları rakamları neredeyse bir kırımın yaşandığını gösteriyor.

SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE MUHATAP OLACAĞIZ

Kadınlar olarak özgürlüğümüzü mutlaka kazanacağız. ‘Hayır’ımızla, toplumsal sorunların çözümünde kadınların rolünü açığa çıkartacağız. Geleceğimizle ilgili kararlarda kadınların inisiyatifini belirginleştireceğiz, toplumsal sorunların çözümünde muhatap olacağız.

Taşdemir’in ardından KHK ile kapatılan kurumlar adına temsilciler konuştu.

Eğitim Sen Diyarbakır 1 Nolu Şube Başkanı Havva Karahancı ve JINHA’nın Ankara muhabiri Duygu Erol kısa birer konuşma yaptı.