Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 30 Ekim’de tutuklanan ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak hakkında iddianame hazırladı. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen 21 sayfalık iddianamede, “Örgüt kurma ve yönetme”, “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız olarak katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” ve 41 defa “Örgüt propagandası yapmak” ile suçlanan Kışanak için 230 yıl hapis cezası istendi. Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK), PKK/KCK’nin “yasama organı” olduğu ileri sürülen iddianamede, Kışanak’ın DTK’de “yönetici” olduğu öne sürüldü. İddianamenin giriş bölümündeki “PKK/DTK ilişkisi” başlığında DTK’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın talimatıyla kurulduğu ileri sürülerek, DTK’nin Türkiye’de özerk bir bölge oluşturması amacıyla kurulduğu, “PKK/KCK” tarafından yönetildiği ve yönlendirildiği iddia edildi.

DTK ‘YASADIŞI OLUŞUM’ GÖSTERİLDİ

İddianamede, PKK/KCK tarafından demokratik özerklik projesinin en üst organı olarak görüldüğü iddia edilen DTK için, “İlerleyen süreçte sözde Kürdistan’ın bir nevi Ulusal Kurucu Meclisi olmasının hedeflendiği kabul edilmektedir” değerlendirmesinde bulunuldu. DTK delegeliği için 2011 yılında 43 ilde 484 delege için yapılan seçimlerin “yasadışı” olduğunu savunan savcı, DTK için “Abdullah Öcalan ve PKK/KCK ile doğrudan ilişkili/bağlantılı bir örgütlenme olduğu konusunda kuşkuya yer yoktur” iddiasında bulundu. Savcı bu iddiasına dayanak olarak da KCK Yürütme Konseyi üyelerinin basına yaptığı açıklamaları, tanık/şüpheli beyanlarını, internet sitelerinde yer alan haberleri, Yargıtay’ın PKK/KCK davaları için verdiği kararları gösterdi. DTK’ye ait Cemal Çoşkun tarafından kullanıldığı ileri sürülen mail hesaplarındaki yazışmaların mahkeme kararıyla 2010 yılından beri savcılıkça takip edildiği belirtilen iddianamede, DTK’nin yapısı, işleyişi ve tüzüğü hakkında bilgilere yer verildi.

‘ÖRGÜT YÖNETİCİLİĞİ’ İDDİASI

İddianamede, Diyarbakır Cumhuriyeti Başsavcılığı’nın 31 Ağustos 2011 tarihinde DTK için başlattığı soruşturma kapsamında, çeşitli tarihlerde mahkemelerden alınan teknik ve fiziki takip kararlarıyla, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Konukevi’ndeki DTK binasında 2011-2013 yılları arasında yapıldığı iddia edilen 7 DTK Daimi Meclis toplantısının izlendiği aktarıldı. Bu dönemde BDP Siirt Milletvekili ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın toplantılara katıldığı öne sürüldüğü iddianamede, PKK/KCK’nin “Yasama Meclisi” olduğunu savunduğu DTK’nin toplantılarına katıldığını ileri sürdüğü Kışanak için “DTK’de yönetici olarak aktif bir şekilde rol aldığının kabulü gerekmektedir” değerlendirmesinde bulundu. Savcı bu tarihte Kışanak’ın milletvekili olmasının DTK’de yönetici pozisyonunda olduğunun başka bir “kanıtı” olduğunu savundu.

VEKİLKEN YAPTIĞI TÜM ÇALIŞMALAR ‘SUÇ’ SAYILDI

İddianamenin devamında, Kışanak’ın milletvekili ve BDP Eş Genel Başkanı olduğu dönemde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Newroz kutlamaları, mitingler, 2012 yılında cezaevlerindeki açlık grevlerine dikkat çekmek için düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamalarına katılması, konuşma yapması ayrı ayrı suç sayıldı. Kışanak’ın Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı olduktan sonra Silvan, Sur, Cizre, Nusaybin ve Şırnak’ta sokağa çıkma yasakları, Suruç katliamı, Newroz ve mitinglerde yaptığı her açıklama ile eylemde “örgüt propagandası yaptığı” ileri sürüldü. Kışanak’ın DAİŞ’e karşı Rojava’da verilen mücadele yaşamını yitiren YPJ/YPG savaşçılarının cenazelerine ve taziyelerine katılması, burada konuşma yapması, cenazelerinin taşınması için belediyenin cenaze aracı tahsis etmesi de suç sayıldı.

Kışanak’ın DAİŞ’e karşı savaşta yaşamını yitiren bir YPJ’linin Diyarbakır’daki cenaze töreninde dile getirdiği, “Şehitler ölmez yaşasın Kobanê direnişi” sözleri de suç sayıldı. Yine cenaze araçlarında yaşamını yitiren savaşçıların fotoğrafının yer almasından dolayı Kışanak, “örgüt propagandası yapmak” ile suçlandı. Kışanak’ın, Lice’de asker ve polislerin işkencesi sonucunda yaşamını yitiren Mehmet Şirin Kocakaya’nın cenazesine katılması da “örgüt propagandası” sayıldı.

KAYTAN’IN ANNESİNİ ANMAK DA SUÇ

Kışanak’ın Lice’de kalekol yapımı protestosu sırasında katledilen siviller ile yaşamını yitiren YPG/YPJ ve HPG’lilerin cenaze törenlerine ilişkin Facebook hesabında yaptığı paylaşımlar ve takipçilerin yaptığı beğenilerin suç sayıldığı iddianamede, Kışanak’ın bu paylaşımlarla PKK’nin eylemlerini “meşrulaştırdığı”, polis ve askerin yaptığı operasyonları “gayrı meşru” gösterdiği iddia edildi. Kışanak’ın yaşamını yitiren KCK Yürütme Konseyi Üyesi Ali Haydar Kaytan’ın annesi Gülizar Kaytan ile çektiği fotoğrafı ile birlikte Facebook hesabında paylaştığı, “Gülizar ana halkın anası olmayı hak etti” sözleriyle “Örgütün cebir ve şiddet içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde örgüt propagandası yaptığı” iddia edildi. Kışanak’ın bu yıl İstasyon Meydanı’nda düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliğinde yaptığı, “Yüreğimizin bir parçası Sur’da, bir parçası Cizre’de bir parçası Nusaybin’de… Ne yazık ki kadınların bu sesine savaşla tankla topla ölümle yanıt verdiler” sözleri de suç sayıldı.

MEZAR BAKIMI ‘PROPAGANDA’

İddianamede, Diyarbakır’daki Yeniköy Mezarlığı’nda PKK’lilerin defnedildiği bölüm hakkında Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün 19 Şubat 2016 tarihinde başlattığı soruşturma kapsamında mezarlığın uydu fotoğrafları ve keşiflerle incelendiği hatırlatıldı. PKK’lilerin mezarlarının bulunduğu kısmın diğer mezarlara oranla konum, sıra ve düzen açısından belli bir plan kapsamında, mezarların yan taraflarında özel yaya yürüyüş alanı oluşturulduğu belirtilen iddianamede, mezarlıkta yaşamını yitiren PKK’liler için “şehitlik” hazırlandığını, bunun belediye organizesinde yapıldığı ileri sürülerek, Kışanak’ın bununla “örgüt propagandası yaptığı” iddia edildi. Kışanak’ın, belediyelere kayyum atanmasını öngören yasal düzenlemeye ilişkin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde yapılan basın açıklaması da suç sayıldı.

SUR RAPORUNA DA YER VERİLDİ

İddianamede, Kışanak’ın ikametinde ve belediyede yapılan aramalarda el konulan eşyaları arasında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Sur’da yaşanan yıkım ve talanı konu alan “Sur Rapor 2016” isimli CD bulunduğu, bu yıkıma ilişkin STK ve yurtdışındaki kuruluşlara gönderilen Türkçe ve İngilizce belgeler, suç delili olarak gösterildi. İddianamede, bu belgeler için yapılan değerlendirmede tarihi ilçenin yıkılmasının sorumlusu olarak asker ve polislerin gösterildiği, YPS’liler için de “muhalif güçler” denilerek yaşanan olayların sorumlusu olarak devletin gösterildiği iddia edildi.

Savcı, iddianamenin sonuç bölümünde Kışanak’ın 4 yıllık sürede katıldığı eylem, etkinlik, basın açıklaması, cenaze törenlerinde “örgüt propagandası” yaptığı, özyönetim ilanlarını destekleyerek meşru göstermeye çalıştığı, PKK ve KCK ile PKK Lideri Abdullah Öcalan’a “bağlılığını gösterdiğini” ileri sürdü.

DİHABER