Çaldıran Ajans -
$ DOLAR → Alış: 3,95 / Satış: 3,97
€ EURO → Alış: 4,63 / Satış: 4,65

AKP’nin Militarist Cuma Hutbeleri

Çok çirkef bir dönemden geçiyoruz bu öyle çirkef bir dönem ki tevhid örtüsünün şirk örtüsüne büründürüldüğü bir dönemden geçiyoruz.

Azadi BAİZAĞA
Azadi BAİZAĞA
  • 07 Ekim 2015 - 23:10
  • 467 kez okundu

Kemalist statüko, rejimi vaftiz etme gayesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı kurularak her türlü hileyi devreye koyarak varlığını devam etmeye çalıştı. Diyanet İşleri Başkanlığını rejimin tüm katliamlarını Amr Bin Asın Hz. Ali’ye karşı savaşı kendi lehine çevirmek için nasıl ki Kur’an sayfalarını mızrakların başına geçirerek savaşı lehine çevirmişse zamanında Kemalistler de aynı mantıkla bu kurumu kullanarak dindar halka karşı rejimini ayakta tutmaya çalıştı.

Bugün ise milli görüş gömleğini çıkartarak aslında zırhlı milli görüş gömleği ile Kemalist rejimi alt ederek Devletin gücü olan AKP(Türk-İslamcılar) her türlü hile ve desise ile mazlum Kürt halkının en meşru ve fıtri olan haklarını Diyanet İşleri Başkanlığını kullanarak sistematik bir savaş yürütmektedir.

Bunun kanıtı ise AKP yönetiminin 12 yıllık iktidarı boyunca işlediği tüm katliamların bir tanesi için bile Cuma hutbelerinde hakkaniyetli vaaz verilmedi. Son birkaç haftadır kaos ortamının ortaya çıktığı günden beri gittiğim cuma namazlarında sürekli kirli savaşı destekleyen militarist hutbeler ile karşılaştım. Verilen hutbelerin ana teması vatan, millet, mukaddesat ve devletin bekasını kutsamaya yönelikti. En son gittiğim Cuma namazında imam hutbe vermeden önce son zamanlarda meydana gelen olayların tek bir suçlusu vardı kendisine göre, o da İsraildi. Ardından AKP devletinin ellerine tutuşturduğu resmi hutbede de ana sebep dış mihraklardı. İçimden buğz ederek yuh size demekten başka bir şey gelmedi.

Devletin hizmetinde olan diyanete  şunu söylemek istiyorum hırsızın hiç mi suçu yok?

Ceylanı İsrail mi havan topu ile parçaladı?

Roboskî’yi İsrail’in uçakları mı bombaladı?

Diyadin’de günde 1o liraya çalışan iki çocuğu İsrail mi infaz etti?

Yüksekova’yı sokağa çıkma yasağı getirerek günlerce ablukaya İsrail mi aldı?

Yüksekova’daki ablukadan dolayı ölen masum sivilleri İsrail mi öldürdü?

Cizrey’e sokağa çıkma yasağı getirerek günlerce ablukaya İsrail mi aldı?

Cizre’deki 10 günlük ablukadan dolayı 20 masum sivillin ölümüne ve 50’ye yakın sivilin de yaralanmasına  İsrail mi sebep oldu?

Cizre’deki ablukadan dolayı çocuklarının cenazelerini derin dondurucudan muhafaza etmeye İsrail mi sebep oldu?

Cizre’deki ablukadan dolayı çocuklarına ekmek almaya giden 70 yaşındaki Mehmet Erdoğan adlı yurttaşı İsrail mi, infaz edip üç gün boyunca öldürüldüğü yerden kaldırılmasına engel olan yine İsrail miydi?

Eminim Cizre’de jet hızı ile ölüm mangalarını Ankara’ya uçurup ablukayı yine İsrail kaldırmıştır.

Cizre’de bir polis siz hepiniz Ermenisiniz diyor bunu da mı İsrailli bir polis söyledi? Bana da askerlik yaptığım yerde Ermeni dölü denildi buna ne diyeceksiniz Allah aşkına. İşin ilginç tarafı o bölükte tek namaz kılan kişi ben olmama rağmen bu hakaret yapıldı.

Batı illerinde masum işçi ve esnaf olan Kürtlere barbar kafatasçıların saldırılarını da mı İsrail yaptı?

Ağrı Eleşkirt müftüsünün bedduasına ne demeli bu müftü tüm kusmuğunu devletin bekası uğruna kutsal toprakları kirletecek kadar aşağıların aşağı olabiliyor. Kürdistan Coğrafyasında buna benzer müftü ve imamlar devletin bekası uğruna görevlerini icra etmeye devam ediyorlar.

Şunu kimse unutmasın ki Kürt sorunu İsrail Devleti yokken de vardı. PKK daha piyasada yokken de bu sorun vardı. PKK var ise bu devletin zorbalığının bir sonucudur. Ey belamlar ey deyyuslar ey yezidin memurları geçmişten beri gelen katliam ve soykırımları buna benzer örnekler ile çoğaltabilirim ama imanınızın zerre kadar vicdanınıza etki edeceğini sanmıyorum.

Cuma hutbeleri sadece modern devletler rejimi korumaya yönelik olarak kullanmadı. Emeviler döneminde de cuma hutbeleri Ehli Beyte(Hz. Ali) hakaret eden hutbelere dönmüştü. Bu yüzden ehli vicdan sahibi müslümanlar cuma namazı kılıp hutbeyi dinlemeden camiyi terk ederlerdi. Evet yanlış duymadınız Emeviler dönemine kadar önce cuma namazı kılınırdı sonra cuma hutbesi verilirdi.Eminim bize cuma hutbeleri veren modern imamların  bir çoğu bunu bilmiyordur.

Demek ki  devletler dini katliam ve tecavüzlerini örtmek için kullanma anlayışı sadece bu güne has değildi.

Aynı  militarist cuma namazı hutbesi rahatsızlığını facebookta olan bir arkadaşım da dinlediği hutbeyi herkes görsün diye paylaşmıştı.

İşte o hutbe:

“Gittiğim dünkü Cuma namazında hutbedeki ifadeleri aynen sizlere aktarıyorum.
: Cani terör örgütüne pirim vermeyin
: Katil çete PKK kafir ve zalim bir örgüttür. (Üzerimize bağırarak)
: Referansı ateizim olan katiller
: Eskiden yanlışlıklar oldu ama şimdi yok
: Polis ve asker şehitler
: Başınızdaki devlet zalim ve kafir olsa dahi böyle cani örgütten kat be kat daha hayırlıdır.
: Bir Kürdüm ben ve Kürtlerin İslamdan başka yolu olamaz.

Merak etmeyin cımbız ile seçmedim olanı aktardım.
Tabiki namazı imama uyarak eda ettim.

İmamı ve Camiyi sormayın. Dikkatlerinizi fikirlere verin.”

Evet demek ki hastalık aynı hastalık belamlık her çağda kendini gösterebiliyor. Bana düşen Diyanet İşleri Başkanlığına Allahın ayetini hatırlatmaktır o ayet de şudur: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hud:112)” Tabi Peyamberimizin hadisini de söylemeden geçmeyeceğim:”Zalim sultana karşı hakkı haykırmayan dilsiz şeytandır” hadisini belirterek militarizmi bırakın insan olduktan sonra muvahhid olun çağrısında bulunuyorum. Nitekim rızık Allah’tandır, zalim devletlerden değildir.

 

Son olarak Çaldıran halkına demokratik hakkını şiddet kullanmadan kepenk kapatarak Cizre’nin yalnız olmadığını bize hatırlattığı için binlerce kez teşekkür ederim.

Selam Dua İle,,,,,

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Vedat Konak dedi ki:

    Militarist islamcı İktidar ve 90’lı yılların yeni bir senaryosu!

    MHP Irkçıları, kriminal çeteler ve Asker kafalı ulusalcılar artık AKP’nin tek parti-tek şef diktasını kendi iktidarları olarak görüyorlar!
    Gelinen yerde AKP rejimi, çöküşününü engellemek için saldırı politikasını daha çok şiddetlendiriyor. Askerci ırkçı Ulusalcı Türkçülük, yedeğindeki paramiliter MHP, BBP, Vatan Partisi ve Irkçı Türkçü Cihatçıları bir araya toplayarak Kürt halkına karşı acımasızca saldırdığını görüyoruz…

    AKP ve Kürtler’e karşı özel savaş!

    AKP hükümeti Ortadoğu’da iç savaş politikaları ve Cihatçılarla beraber yaptığı özel savaşla şimdilik kendini ayakta tutmaya çalışıyor.. AKP’nin “Türkmen direnişçiler” diyerek kendi savaş politikaları doğrultusunda seferber ettiği bu cihatçıların, yerini yurdunu savunan yerel halk değil, dünyanın çeşitli yerlerinden toplanan ve başta Suudiler kampı olmak üzere selefici devletlerce desteklenen paralı askerlerdir.

    AKP’nin Suriye’de kendisine bağlı Selefici bir iktidar kurarak Rojava Kürt halkının kazanımlarını yok etmek istediği bir gerçektir.
    Savaşa dahil olan TC, Türkmenler ile özellikle Müslüman Kardeşler üzerinden Suriye savaşını perde arkasından yönetmeye devam ediyor…
    Bu temelde, Türkiye’den Suriye’ye, çok sayıda Türk özel savaşçısının girdiği ve Cihadist silahlı grupların saflarında “cihada” katıldıkları da biliniyor. Hatırlatmak gerekirse, cihatçı grupların kıyafetlerini giyerek savaşa dahil olan asker/sivil 17 500 “Türk cihatçı” var ve bu sayı Türkiye’den sürekli akan Türk-İslamcı takviyelerle artıyor…

    Cihatçı Türk islam çeteleri “Türkmen” ismiyle kurulan kamuflaj örgütçüklerle, dünyaya muhalif ve ÖSO diye yutturulmaya devam ediliyor!
    Suriye’de son yıllarda, AKP tarafından çoğunlukla Osmanlı padişahlarının isimlerini taşıyan birçok örgüt kuruldu. İsimleriyle Erdoğan’ın neo-Osmanlıcılık hayallerini yansıtan bu örgütler şunlardır.  Fatih Sultan Mehmet Taburu, Sultan Süleyman Tugayı, Sultan Murat Tugayı (Halep’te kuruldu), Yavuz Sultan Selim Tugayı ve Sultan Abdülhamit Tugayı. Bunların yanı sıra Anvar-ül Hak Türkmen Taburu, Ashab-ul Yemin Tugayı, Türkmendağı Tugayı, Müntasar Allah Taburu gibi örgütler de vardır. Ayrıca siyasi platformda kendilerini Suriye Demokratik Türkmen Hareketi ve Suriye Türkmen Kitlesi gibi iki kuruluşla da tanımladılar. Başlangıçta hepsi İslamcı gruplarla birlikte ÖSO’da El-Tevhid birimi çatısı altında yer aldılar. Sonra Nusra Cephesi’yle ittifak halinde operasyonlara dahil oldular.

    Adları, söylem düzeyinde “Türkmen Taburlar” olarak geçen bütün bu Cihadist paralı asker çeteleşmesi yapı itibariyle “Suriye’de İslami cihat” hedefine kilitlenmiş durumdadır. Türkmen ya da “Osmanlı” isimleriyle kurulan bu örgütlerin hepsi, yabancı cihatçı akışına adres olarak gösterilerek, Türk istilası için daha fazla militanın bir araya toplanması sağlandı..

    AKP’nin Türkmen kartı üzerinden oynamak istediği, İŞİD’in Sunni araplar üzerinden oynadığı taktikle örtüşüyor…
    Söz konusu bölgede Nusra’nın Türkiye ile anlaşmalı olarak boşalttığı bölgeye, “Türkmen görünümlü Türk askerleri” yerleştirilip, Kürtler’e saldırı hedeflenmektedir..

    Sultan Murad Tugayı ismiyle, Suriye’de Rojava’ya batıdan saldırma görevi alan 4 000 TC Özel harekat askeri, 45 tankla takviye edildi. TC, “Osmanlı” isimleriyle kurulan örgütlerin yanı sıra, Suriye kentlerinin isimlerini alan, AL- Kaida bağlantılı çok sayıda “Türkmen Tugayı” kurmuş durumdadır. Halep Türkmen Tugayı, Rakka Türkmen Tugayı , İdlip, Şam, Tartus Türkmen Tugayları gibi…Bu tugayların içinde yaklaiık 110 devletten cihatçı yer alıyor. 

    1980 darbesinden sonra Türk Ordusu tarafından yeniden devreye sokulan İslam/ Türk Sentezi politikasının ürünü olan AKP Türk ırkçısı ulusalcı militarzminin de başını çekiyor.
    Sadece İslamizm değil,ulusalcıların Pan-Türkist Militarizm politikasını da kullanan AKP, bugün Suriye ve Irak iç savaşına, başta Kürt’lerin kazanımlarını yok etmek için aktif olarak katılmıştır. Kürtlerin Ortadoğuda ki başarılarını yok etmek isteyen TC, sadece Kürtler için değil, tüm komşuları açısından da bir istikrarsızlık ve tehdit unsuru olarak görülmektedir. Bugün Kürt halkı, TC’yi ele geçiren AKP tarafından beslenen Cihadizm ve ırkçılık politikaları nedeniyle soykırım tehdidi altındadır.

    AKP PAN İSLAMİST / PAN TÜRKİST BİR PARTİDİR.

    Gladio’yu yöneten Türk ordusu, daha önce Kontrgerilla-Jitem ve köy koruyucuları denilen kriminel elemanlarını kullanarak 26 000 civarında faili belli cinayet işledi. Bu politik askeri strateji, şimdiler de artık, Osmanlıcılık ve İslamı öne alarak ümmet temelinde Kürtlerin aladatılmasını savunan AKP eliyle devam ettiriliyor…

    Gelinen durumda eski Kemalist askeri strateji revize edilerek İslam boyası ile yeniden öne sürülmüş durumdadır. 80 yıla yakın bir dönemde Askeri kliklerce direkt vesayet temelinde ayakta tutulan TC’nin devamlılığı, Osmanlı ümmetçisi AKP rejiminin yeşil sermaye güdümlü Türk ırkçılarının bu yeni çeteleşmesine havale edildi…
    AKP rejimi, TC’nin resmi kontralarını, özel harekat denilen çetelerini birleştirerek kendi Gladio’sunu oluşturdu.

    Osmanlı ümmetçiliğini Militarist Kemalizmle sentezleyen AKP rejimi, gelinen noktada katliamlar yoluyla Kürt halkını sindirme kararı aldı…
    AKP çete rejimi, TSK-kontrgerilla bağlantılı tetikçi İŞİD, NUSRA benzeri örgütleri, yeni rejimi koruma temelinde daha kapsamlı bir Türk-İslami kontra örgütlenmesi olarak inşa edip Kürt halkına karşı kullanmayı hedefliyor.

YORUM YAZ