Çaldıran Ajans -
$ DOLAR → Alış: 3,48 / Satış: 3,50
€ EURO → Alış: 4,17 / Satış: 4,19

Kürdler ve Diplomasi

Kürdler ve Diplomasi
  • 02 Mayıs 2016 - 19:53
  • 584 kez okundu

Kürd ulusal davasının geldiği aşama profesyonel diplomatik çalışmaları zorunlu kılıyor. İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan uluslararası birtakım sivil toplum örgütlerinin davetlisi olarak Cenevre’deydi.

Birleşmiş Milletler insan hakları Komiserliği, Uluslararası Kızıl-Haç, ABD Cenevre BM elçiliği ve faklı birtakım kurumlarla görüşmeler gerçekleşti. Tüm bu kurumlara İHD’nin Sur ve Cizre raporları sunulurken bu görüşmelerde insan hakları ihlalleri ve süren savaş ve savaşın sonuçları anlatıldı. Kürd illeri yerle bir edilirken halk, haklı olarak dünyanın sessizliğini sorguluyor, fakat Kürdlerinde  yakınmacı ve kendini acındırıcı yöntemlerin diplomasi olmadığını artık anlaması ve Kürdlerin teritoryal stratejik konumu ve bölgede çok yönlü zenginlik potansiyelleri üzerinden müttefiklik temelinde yeni bir diplomasi hamlesi başlatabilme avantajları hayli arttı. Coğrafyanın en saldırgan ve en barbar güçlerine karşı Kürdlerin direnişi dünyada büyük bir saygınlık kazanırken bu avantajlar yeterince değerlendiriliyor mu? (Aydın Dere)

Ankara’ya 88 soru!

BM İşkenceye Karşı Komite, Cenevre’deki oturumlarda, Kürdistan’daki katliamlar, Öcalan’a tecrit, gazetecilere baskılar, cezaevinde çocuklara işkence ve sokağa çıkma yasakları konusunda Türk heyetine 88 soru yöneltti.

BM İşkenceye Karşı Komite iki günlük oturumda Türkiye heyetine 88 soru yöneltti. Büyükelçi Mehmet Ferden Çarıkçı başkanlığındaki Türk heyetinin sorulara verdiği yanıtlar ise ibretlik cinsten. Heyet, aylardır süren sokağa çıkma yasaklarını ‘terör mücadele için’ ve ‘sivilleri korumak’ adına yürürlüğe koyduklarını savundu. Ayrıca devlet tarafından kimsenin kaybedilmediğini ileri sürerek ‘kayıplar STÖ’lerin iddiası ve sizi ilgilendirmez’ deme gafletini gösterdi. Heyet, Öcalan’a uygulanan ağır tecride ilişkin soruyu ise yanıtsız bıraktı. Hiçbir insan hakları savunucusunun bu faaliyetlerinden dolayı cezaevinde olmadığını savunan Türk heyeti, ‘Gözaltında işkence yok. Zaten kameralar da var’ dedi. Oturumlara katılan insan hakları savuncuları Türkiye’nin yanıtlarının inandırıcı bulunmadığını söyledi.

BM uzmanları Türkiye’yi sorguladı

Türkiye, Birleşmiş Milletler İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’yi onaylamış bir ülke olarak ilgili Komite tarafından düzenli olarak incelemeye tabi tutuluyor. Bundan dolayı BM İşkenceye Karşı Komite, 25-27 Nisan tarihleri arasında Cenevre’de bulunan BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Merkezi Palais Wilson’da üye ülkeler ve Türkiye delegasyonu arasında görüşmeler yapıldı. Komite’nin uzmanları, Türk heyetine, hapishanelerin durumu, ‘terör şüphelilerine’ nasıl muamele edildiği, aşırı güç kullanımı, gösterilere polis müdahalesi ve ülkedeki mültecilere nasıl davranıldığına ilişkin sorular yöneltti.

Barış süreci de gündeme geldi

Komite üyeleri aynı zamanda ‘barış süreci’nin durmasının ardından yaşanan gelişmeleri de “endişe verici” bulduğunu belirtti.

Toplamda 88 soru soruldu

Toplamda Türkiye’ye son altı yıla dair 88 soru soran 10 bağımsız uzmandan oluşan Komite, heyetin yanıtlarından tatmin olmayınca bazı sorularını yineleyerek, ayrıntılı cevap vermelerini istedi. Komite şu başlıklarda yanıt talep etti: * F tipi hapishaneler, cezaevi koşulları, tecrit ve disiplin cezaları. * Sincan Çocuk Cezaevi’ndeki işkence. * Suriyeliler dışındaki göçmenlerin durumu. * Zorla kaybedilmelere dair devletin sorumluluğu. * Uzun gözaltı ve tutukluluk süreçleri. * Sokağa çıkma yasaklarında Cizre ve Silopi’deki gözaltında işkence uygulamalarından asker ve polislere soruşturma açılıp açılmadığı.

Komite ayrıntılı yanıt istedi

* STÖ’lerin cezaevine girebildiğini söylediniz ama iddia zaten insan hakları örgütlerinin işkence iddiaları, incelemeye giremedikleri yönünde. * İHD üyelerinin, DİHA gazetecilerinin olduğu tutuklu listesi sorusunu ‘terörizm/devleti karalama kampanyası’ olarak yanıtladınız, kanıtınız nedir? * Kendi tedbir uygulamalarınızı anlatmak yerine, kurulan bağımsız izleme mekanizmasının nasıl “bağımsız” olduğunu açıklar mısınız? * İşkence gören kaç kişi, devletin tedavi ve rehabilitasyon hizmetinden yararlandı? 2014’te bu Avrupa projesinden neden ayrıldınız? * Sürekli demokratik bir ülke olduğunuzu vurguladınız. Bunca ihlal iddiasına açıklamanız ne? İşkenceye Karşı Sözleşme’ye nasıl uyacaksınız?

Osmanlı dönemini anlattılar

Türk devleti adına konuşan Büyükelçi Mehmet Ferden Çarıkçı, Osmanlı dönemi üzerinden bir savunma yapıp Avrupa’yı Ortaçağ’da yaşananlardan dolayı suçladı. Sorular karşısında savunma olarak Osmanlı’nın azınlık politikalarından bahsedip Ortaçağ Avrupa’sı ile karşılaştırdı. Bu tavrı Komite tarafından yadırganan Çarıkçı’nın kendini “Osmanlı temsilcisi” zannetmesi ise ironik bulundu.

Siyasi oyunlar oynanıyormuş!

BM İşkenceye Karşı Komite’ye alternatif raporlar veren Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Ankara Barosu, Global Detention Project ve London Legal Group’u toplantıda yalancılıkla suçlarken, Komite’yi de Türkiye üzerinde ‘siyasi oyunlar oynamak’la itham etti.

‘İşkenceye sıfır tolerans’ iddiası

Türkiye’nin BM Cenevre Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Çarıkçı yaptığı konuşmada “Türkiye’nin 2003 yılında işkenceye karşı sıfır tolerans politikası uygulamaya başladığını ve bu yönde önlemler almaya da devam ettiğini” ileri sürdü.

Kadına yönelik şiddet de soruldu

Çarıkçı, AKP döneminde artan kadın cinayetlerine rağmen, kadına yönelik şiddetin engellenmesinin ise Türkiye’nin önceliklerinden birisi olduğunu savundu.

Çarıkçı STÖ’leri suçladı

Sorulara yanıt vermekte zorlanan Çarıkçı çareyi sivil toplum örgütlerini suçlamakta buldu ve “İnsan hakları örgütlerinin Türkiye yaklaşımlarını herkes biliyor. Biz bu örgütlerin kimler tarafından finanse edildiğini ve yönlendirildiğini biliyoruz. Biz işkenceye karşı mevzuatlarımızı giderek iyileştiriyor ve düzenlemeler yapıyoruz” dedi. Türk heyeti, İnsan hakları örgütlerinin sunduğu raporlar sorulduğunda ise raporları ve insan hakları örgütlerini yalanlamak dışında başka bir şey söyleyemedi.

Kendi mahkemelerini şahit gösterdi

Türk heyeti, komitenin sokağa çıkma yasaklarına dair sorularını ise ‘terörle mücadele ediyoruz’ yalanıyla izaha çalıştı. İşte o ibretlik yanıt: ‘Yasaklar, terörizmle mücadele etmek için sadece gerekli olduğunda, sivillerin güvenliğini sağlamak için uygulandı. İlan edilen her yerde fırınlar açıktı, siviller temel ihtiyaçlarına her zaman ulaşabildi. Anayasa Mahkemesi kararı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yasakları kaldırmaya yönelik tedbir kararını reddi de uygunluk kanıtıdır.’

Öcalan’a tecride yanıt yok

Türkiye’nin soruları geçiştirmesi ve insan hakları örgütlerini suçlaması oturuma katılan BM ve insan hakları gözlemcileri arasında şaşkınlık yarattı. Türkiye’nin özellikle Öcalan’a uygulanan tecrit konusunda hiçbir açıklama yapmaması ve “CPT 2013 yılında incelemelerde bulundu, gerekli duyarsa yine gelir ve inceleme yapar” diyerek konuyu geçiştirmesi hayretle karşılandı.

Sıkışınca pervasızlaştı

Sıkışınca pervasızlaşan Türk delegasyonu kayıpları soran Komite’ye ‘Sizi ilgilendirmez!’ yanıtını verdi.

Türkiye izlemeye alınacak

Oturumlarda Türkiye’nin tutumu, ihlallere verdiği yanıt ve değerlendirmeleri bir rapora dönüştürülecek ve sonuçları BM İşkenceye Karşı Komite tarafından bir tavsiye raporu haline getirilecek. Söz konusu rapor Türkiye’ye, BM insan hakları Konseyine ve ilgili İnsan Hakları örgütlerine de iletilip, süreç takip edilecek.

İHD: Türkiye inandırıcı bulunmadı

Türk devletinin sorgulandığı Cenevre’deki oturumlara TİHV, İHD ve HRW temsilcileri de katıldı.  Oturumlara katılan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan toplantılar ve Türkiye’nin tutumuna ilişkin gazetemize açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin insan hakları ihlalleri konusunda doyurucu ve inandırıcı bir açıklama yapamamasının herkesin dikkatini çektiğini belirten Türkdoğan oturumlarda yaşananları şöyle aktardı: “Türkiye ihlallere cevap vermek yerine bizi ve insan hakları örgütlerini suçladı. Bu savunma daha fazla yadırgandı. Türkiye’nin tutumu uluslararası hukukun ihlali. Öcalan’a tecrit ve insan hakları ihlallerinin devamı edeceği anlamına geldi. Bütün bunlar toplantılarda not edildi. Önümüzdeki günlerde çıkarılan sonuçlar Türkiye’ye iletilecek ve süreç takip edilecek.”

İHD ve TİHV’e yoğun ilgi

Cenevre’de bulunan İHD ve TİHV temsilcilerinin yoğun diplomatik temasları da dikkat çekti. Bir yandan oturumlara katılan temsilciler, oturumlar dışında da ülke, BM ve AB temsilcileriyle görüşmeler yaptı.  BM Avrupa Bölge Sorumlusu, BM İnsan Hakları Konseyi ve BM İnsan Hakları Raportörleri, Almanya, Hollanda, İrlanda, ABD ve AB temsilcileri görüşen Türkiye heyetinin, Türkiye’de savaş hali bulunduğu, Kürt bölgelerinin havadan, karadan bombalandığı, savaş kurallarının ve Cenevre Konvensiyonu’nun hiçe sayıldığını aktardıkları ve görüş alışverişinde bulundukları öğrenildi.  İsviçre basını da Türkiye insan hakları örgüt temsilcilerine yoğun ilgi gösterdi ve söyleşiler yaptı.

BM Cizre’yi inceliyor

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Cizre’de yaşananlara dair kanıtlar içeren raporu İHD’den teslim aldıklarını açıkladı. Raporda Kürt sivillerin vahşet bodrumlarında katledildiğine dikkat çekilerek Türk devletinin savaş ve insanlık suçu işlediğine dikkat çekiliyor.  Türkiye İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşananlara dair kanıtlar içeren raporu BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne sundu. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Rupert Colwill de önceki gün yaptığı açıklamada raporu aldıklarını teyit etti. Colwill, Türkdoğan’ın pazartesi günü BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği temsilcileriyle bir araya geldiğini ve görüşmeler sırasında raporun da gündeme geldiğini ifade etti. Türk hükümetinin Kürtlere kapsamlı bir savaş başlattığını ifade eden Türkdoğan ise BM ve Uluslararası Kızılhaç Örgütü’nün Kürtlerin haklarına yönelik ihlallerin incelemesi için Türkiye’ye heyet göndermesi gerektiğini söyledi. İHD Başkanı uluslararası topluma da olanlara sessiz kalmaması çağrısı yaptı: “Uluslararası toplum, Türkiye’ye tüm suçluların Lahey’de yargılanacağı mesajını vermeli. Türkiye hakkında politikaları nedeniyle soruşturma başlatılabilir.”

Cizre’de ne olmuştu?

TİHV Dokümantasyon Merkezi verilerine göre Şırnak’ın Cizre ilçesinde 6 Ağustos 2015 ile 18 Mart 2016 arasında en az 310 sivil sadece resmi sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş zaman aralığında öldürüldü. Katledilenlerin ise 72’si çocuk, 62’si kadın ve 30’u 60 yaşın üzerinde. En az 76 kişi sağlığa erişim hakkından yoksun bırakıldıkları için yaşamlarını yitirdi. En az 180 kişi ev sınırları içerisinde; bu kişilerden 162’sinin açılan ateş ve tanklardan atılan top mermileri, 18’inin ise sokağa çıkma yasağı ve çatışma ortamının yarattığı etki ile sağlık sorunları yaşamaları sonucu yaşamlarını yitirdi.  Çarpıcı bir durum olarak ev sınırları içerisinde yaşamını yitiren sivillerin sayısı tek başına Cizre’de 137 kişi.

Aydınlardan BM’ye uyarı: Zirve savaşa destek olur

Kürdistan’a Barış İnisiyatifi, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’a açık bir mektup yazarak ‘Dünya İnsani Zirvesi’nin İstanbul’da yapılmamasını istedi. Kürdistan’a Barış İnisiyatifi, 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan ilk Dünya İnsani Zirvesi’ne ilişkin BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’a açık mektup yazdı. Böyle uluslararası bir etkinlik için Türkiye’nin olabilecek en uygunsuz yer olduğunu belirten İnisiyatif, Ban Ki-Moon’dan Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliği yapacağı Dünya İnsani Zirvesi üzerine yeniden düşünmesini istedi. Her geçen gün daha da otoriterleşen Türk devletinin Kürt halkına karşı acımasız bir savaş yürüttüğüne, muhaliflere gözdağı verdiğine, temel demokratik, politik ve insan haklarına saldırdığına dikkat çeken İnisiyatif, böylesi bir ortamda zirvenin Erdoğan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da yapılmasının AKP’ye önemli bir destek olarak yorumlanacağı uyarısı yaptı. İnsani bir zirveyi Türkiye’de gerçekleştirmenin başkanlık yetkileri arayışında olan Erdoğan hükümetinin baskılarına maruz kalan Kürt halkı ve tüm diğer kesimlere hakaret olacağına dikkat çeken İnisiyatif, BM Genel Sekreteri’ne şöyle seslendi: “Bu zirve kesinlikle İstanbul’da yapılmamalıdır. Sizi tekrar düşünmeye ve zirveyi daha uygun başka bir yere taşımaya çağırıyoruz.”

İmzacılar kimler?

Kürdistan’a Barış İnisiyatifi adına gönderilen mektuba aralarında Noam Chomsky, Dr. Thomas Jeffrey Miley, Dr. Derek Wall, Mark Thomas, Michael Rubin, David Romano, Dr. Zaradachet Hajo, Roger Mckenzie, Dimitri Roussopoulos, Janet Biehl, Federico Venturini, Michael Gunter, Debbie Bookchin, Robert Phillipson, Dr. Johanna Riha, Dr. Manali Desai, Prof. Sarah Franklin, Prof. Lawrence P. King, Margaret Owen, Ara Sarafian, Bert Schouwenburg, Steve Hedley, Nick Hildyard, Stefano Squarcina, Kariane Westrheim, Cynthia Cockburn, Zaher Baher, Sarah Parker ve Lisa Marie-Taylor’ın da bulunduğu aydınlar imza attı.

 

Reha Sarı / Ali Özşerik -NerinaAzad / Aydın Dere

Etiketler: / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ