Çaldıran Ajans -
$ DOLAR → Alış: 3,66 / Satış: 3,67
€ EURO → Alış: 4,32 / Satış: 4,34

Rojava’da Herkesin Aklındaki Soru

Rojava’da Herkesin Aklındaki Soru
  • 11 Temmuz 2017 - 15:32
  • 1.316 kez okundu

Uluslararası Kriz Grubu’nun Suriye Direktörü Noah Bonsey, IŞİD’den sonra ABD’nin YPG’yle ilişkilerini değerlendirdi. ‘Rojava’da herkes ABD’nin kalıp kalmayacağını soruyor’ diyen Bonsey, Washington’ın bu kararını nasıl alacağını analiz etti.

ABD’nin etkili dış politika dergilerinden Foreign Policy, IŞİD’in Musul ve Rakka’da yenilgiye uğramasından sonra neler yaşanacağına dair bir doya haber hazırladı. Altı uzmanın makalelerinden oluşan dosyada, “IŞİD ikiz yenilginin eşiğinde. Kontrol ettiği en büyük kent olan Musul neredeyse tamamen elinden çıktı ve Kürtlerin liderliğindeki güçler örgütün fiili başkenti Rakka’ya ilerliyor. İşin zor kısmı şimdi başlıyor” denildi; ‘IŞİD’den sonra ne olacak?’ sorusuna yanıt arandı.

Altı makalede özetle şu görüşler savunuldu:

  • ABD Ortadoğu’dan çekilemez;
  • IŞİD’den sonra, Türkiye ile Suriyeli Kürtlerin de dahil olduğu anlaşmazlık ve çatışma noktaları su yüzüne çıkacak;
  • IŞİD tamamen yok edilemeyecek;
  • Suriyeli Kürtlerin Washington’ın bölgede kalma gücü üzerine kumarı sürecek;
  • Suriye’nin kanayan yaraları bir ‘cihatçı rönesansı’nın kıvılcımını yakacak;
  • Irak’ta iktidar mücadelesi başlayacak.

 

‘ROJAVA’DA HERKES BUNU SORUYOR: ABD KALACAK MI?’

Dünya çapında ihtilafları önlemeyi hedefleyen Uluslararası Kriz Grubu’nın üst düzey Suriye uzmanı Noah Bonsey’nin Suriyeli Kürtlerle ilgili kaleme aldığı makalenin tercümesiyse şöyle:

 

“Suriye’nin kuzeyini bir Amerikalı olarak ziyaret ettiğinizde size hep şu soruluyor: ABD zaman içinde Kürt dostlarını terk mi edecek? Bunun yanıtı, Donald Trump yönetiminin birbiriyle yarış halinde olan dört önceliği nasıl tartacağına bağlı: ABD dışındaki açık uçlu bağlılıkları asgari düzeye indirmek, Türkiye’yle gergin ittifakı onarmak, cihatçıların yeniden güçlenmesine karşı koruma sağlamak ve İRan nüfuzuna karşı koymak.

IŞİD’e karşı ABD liderliğindeki girişimler, Suriye’de beklenmedik bir ortağa dayanıyor: NATO müttefiki Türkiye’yle savaş halindeki isyancı Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile yakın ilişki içindeki askeri bir oluşum olan Halkın Koruma Birlikleri (YPG). ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri ağırlıklı olarak YPG’den oluşuyor; YPG Suriye’nin büyük kısmını yönetiyor ve IŞİD’e karşı vazgeçilemez bir müttefik.

‘YPG, ABD’NİN IŞİD’DEN SONRA GARANTİLER VERMESİNİ UMUYOR’

YPG açısından, ABD’nin desteği cihatçılarla savaşın çok ötesine geçiyor. Amerikalıların varlığı güçlü Türk ordusunu büyük saldırılar düzenlemekten caydırıyor ve YPG’nin toprak kontrolü için yarış halinde olduğu rejim yanlısı güçlere karşı koruma sağlıyor. ABD Suriye’den çekilirse, bunlar varoluşsal tehditler yaratabilir. YPG Washington’ın sağladığı korumayı nihayetinde siyasi ve askeri ‘garantilerle’ genişletmesini, bu sayede de kontrolü altındaki bölgelerde tesis ettiği ve Suriye’de gelecekteki bir federal düzen için model olarak sunduğu elle tutulur ölçüdeki otonominin güvence altına alınmasını umuyor.

Bu riskli kumar, YPG’yi Rakka’da ve potansiyel olarak, Kürt bölgesinden giderek uzak yerlerde savaşma yoluyla, faydasını ABD’ye kanıtlamaya ikna etmiş durumda. Bununla birlikte, paradoksal bir biçimde, IŞİD’in Suriye’de yenilgiye uğraması ABD’nin buradaki rolünü azaltmasına ve YPG’nin tehlikeli biçimde korunaksız kalmasına yol açabilir. Bu seçenek, harcamaları azaltmaya ve Türkiye’yle ittifakına daha da fazla zarar vermemeye epey istekli olan Trump yönetimine çekici gelebilir.

Birçok şey, ABD’nin IŞİD’in yenilgisinden sonra cihatçıların yeniden güçlenmesini engellemek için rolünü genişletmeye hazır olup olmadığı meselesine bağlı. IŞİD’in Irak’taki öncülü El Kaide’nin son derece dramatik biçimde ortaya koyduğu gibi, eğer istikrara yönelik temel tehlikeler ele alınmazsa radikaller hızla yeniden güçlenebilir. Suriye’de bu tehlikeyi sınırlı tutmak, ABD’nin Türkiye’yle YPG arasında gerilimin tırmanmasından kaçınmaya ve YPG’nin IŞİD’den özgürleştirdiği bölgelerde sürdürülebilir yönetimler kurmaya odaklanmasını gerektirecektir. YPG de kendi adına, yönetim modelinde gerekli değişiklikleri yapıp, istikrar getirme çabalarında bir ortak olarak cazibesini artırabilir.

‘İRAN’A KARŞI YPG İLE İTTİFAK’

Sürekli işbirliğine yol açacak bir diğer faktör de İran. YPG Tahran’a bağlı güçler ile Şam’ın kontrol ettiği ulaşım bağlantılarına muhtaç ve eğer ABD desteğini çekerse bu eksene (ve Rusya’ya) yaklaşması muhtemel. Fakat YPG aynı zamanda, Suriye’nin kuzeyinde artan İran gücünü bir tehdit olarak görüyor ve bu bölgede Suriye rejiminin varlığını sınırlamak istiyor. Eğer Washington Suriye’de Tahran’a karşı doğrudan çatışmaya girmeksizin nüfuz sahibi olmaya devam etmek istiyorsa, YPG’ye yatırımını sürdürmekte fayda görebilir.”(DUVAR )

MAKALENİN İNGİLİZCE ORİJİNALİ

Etiketler: / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ