Çaldıran Ajans -
$ DOLAR → Alış: 3,53 / Satış: 3,54
€ EURO → Alış: 4,11 / Satış: 4,12

‘Türkiye,Katar Krizinde İki Ateş Arasında’

‘Türkiye,Katar Krizinde İki Ateş Arasında’
  • 10 Temmuz 2017 - 00:46
  • 571 kez okundu

Katar krizi, Arap basının önemli gündem maddelerindendi. Katar’ın karşısında yer alan ülkelerin Türkiye’ye karşı “güçlü” şekilde durabileceğini belirten El Ahram gazetesinden Faruk Cuda, “Türkiye şu an iki ateş arasında. Türkiye bir yandan Katar’da kalmayı seçip Körfez ile olan bütün ilişkilerini kurban etmek ile maceracı ‘Emir’i kendi kaderine terk edip Ankara’ya sağ salim dönme arasında kalmış durumda” dedi.

Uzun süredir Arap dünyasının gündemini meşgul eden Katar krizinde gerilim devam ediyor. Katar, son olarak, kendisine ambargo uygulayan ülkelerin taleplerini reddederek, ablukaya karşı direneceğini de ilan etmiş oldu.

Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başını çektiği ülkeler, Katar’daki Türk üssünün kapatılmasını da içeren taleplerinin reddedilmesinin ardından Kahire’de toplandı. Toplantıdan Katar’a ve onu destekleyen ülkelere yönelik ekonomik yaptırım kararı çıktı.

Katar’ın krizin en başından beri bu ülkelerin taleplerine olumlu cevap vermemesi ise Arap basınında, “dış desteğe” bağlanıyor. Basında konuyla ilgili özellikle de Türkiye’ye yönelik eleştiriler yer aldı.

Haftanın diğer önemli gelişmesi ise Musul’un IŞİD’ten alındığının açıklanması oldu. Irak Başbakanı Haydar El İbadi, Musul’daki Irak güçlerini tebrik ederek, ordusunun IŞİD’e karşı zaferini ilan etti.

Arap basını uzun süredir, IŞİD’in Musul’da veya Rakka’da yenilmesinden ziyade, IŞİD’i yaratan sebeplerin de ortadan kaldırılması gerektiğine vurgu yapıyor.

Libya’da ise Tobruk hükümetine bağlı General Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusla Ordusu’nun Bingazi kentini kontrol altına aldığını açıklaması, haftanın bir diğer önemli gündem maddesiydi. General Halife Hafter, Libya’da özellikle radikal gruplara karşı yürüttüğü savaşta, başta Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden destek alıyor.

Arap basını, Bingazi’nin Hafter’in kontrolüne girmesini ‘Libya’da yeni dönem’ olarak gördü. Geçtiğimiz günlerde devrik lider Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam serbest bırakılmış, basında, oğul Kaddafi ile Hafter’in Libya’nın toparlanmasında öncü rol üstlenecekleri şeklinde haberler de çıkmıştı.

‘KATAR’DA TÜRKİYE ETKİSİ’

BAE Al Khaleej gazetesi, Katar’ın özellikle Türkiye’nin verdiği destekten sonra kendine daha fazla güvenmeye başladığını ve Körfez ülkelerinin taleplerine bu yüzden olumlu cevap vermediğini yazdı:

“Katar krizin başında büyüklenme ve inat yolunu seçti. Ardından Arap ülkelerinin taleplerini geri çevirme şeklinde bir tutum takındı. Dolayısıyla Arap kardeşlerine alternatif bulabilmek için çareyi Arap dünyasının dışında aramaya başladı. Türkiye de buna karşılık Katar’ın ihtiyaçlarına ve taleplerine karşılık vermek için bir yarışa girdi. Ve Katar toprakları üzerindeki bir askeri üsse yüzlerce asker yolladı. Katar ise bu gelişmeden sonra kendini Arap talepleri karşısında güvende zannetmeye başladı. Hatta daha da kendine güvenmeye başladı. Bu yüzden Arap ülkelerinin kendisinden talep ettiklerini hafife almaya başladı.”

‘KRİZİN TEK KAZANANI TÜRKİYE’

Mısır Ümmetin Sesi gazetesi ise, Katar ile Körfez ülkeleri ve Mısır arasında yaşanan krizde, kazanan tek tarafın Türkiye olduğunu iddia etti:

“Katar krizinden hiç kimse Körfez bölgesinde ayak basacak yer edinen Türkiye kadar istifade etmedi. Özellikle Hamad ailesi kendilerine (Türkiye’ye) Katar’ın bağımsızlığını satarak, Doha’nın kapılarını Erdoğan’ın görevlilerine açmasından sonra. Bu yüzden, Türkiyeli yetkililerin Katar yanlısı açıklamalar yapması garipsenmemelidir. Nitekim Ankara’nın eline bir daha, Osmanlı’nın anılarını taşıyan bölgeye tekrar geri dönmek için böyle bir fırsat geçmez.”

‘TÜRKİYE İKİ ATEŞ ARASINDA’

El Ahram gazetesinden Faruk Cuda, Türkiye’nin Katar krizindeki tutumuyla ilgili kaleme aldığı makalesinde, Türkiye’nin “Katar’daki kazanımlar ve Suudi Arabistan gibi ülkeleri kaybetmek” arasında kaldığını savunarak, “Türkiye iki ateş arasında” yorumunu yaptı:

“Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan şu an Katar’la kumar oynuyor. Eğer her iki oyuncu da kazanırsa, Türkiye Katar topraklarında uzun zaman kalacak. Bunun karşılığında da para ve gaz alacak. Böylece İran karşısında kendisine Arap Körfezi’in kalbinde bir yer de açmış olacak. Böylece Irak ve Körfez’e egemen olma savaşı da beraber yürüyecek.

Ancak diğer tarafta yer alan ve Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’den oluşan Arap koalisyonu daha güçlü konumda. Çünkü bu koalisyon Katar’a yönelik her şeyin yolunu kesebilir. Aynı zamanda da Türkiye’ya ağır yaptırımlarla karşı durabilir. Bu yüzden Türkiye şu an iki ateş arasında. Türkiye bir yandan Katar’da kalmayı seçip Körfez ile olan bütün ilişkilerini kurban etmek ile maceracı ‘Emir’i kendi kaderine terk edip Ankara’ya sağ salim dönme arasında kalmış durumda.”

‘IŞİD ŞEKLEN ÖLDÜ, FİKİRLERİ YAŞIYOR’

Suud El Riyad gazetesi yazarlarından Züheyr El Harisi, Irak’ta IŞİD sonrası dönemle ilgili yazdığı makalede, IŞİD’i askeri olarak yenmenin yanı sıra, onu yaratan sebepleri de ortadan kaldırmak gerektiğine vurgu yaptı:

“IŞİD, şeklen öldü ancak fikri anlamda halen ayakta. Eğer IŞİD’i yaratan sebepleri ortadan kaldıramazsak da bu böyle kalacak.

IŞİD’e karşı alınan güvenlik önlemleri, bu zihniyete karşı verilen mücadelenin sadece bir parçasını oluşturuyor. Ve eğer gerçek anlamda bir mücadele istiyorsak bu, fikri anlamdaki mücadeledir. Bu anlamdaki başarılı bir mücadelede sadece aydınlanma kültürünün yaygınlaştırılmasıyla mümkün olabilir.”

IŞİD BİTTİ Mİ?

Kuveyt El Rai gazetesinden Ahmet İsmail El Ensari, IŞİD’in Musul’da yenilmesini, “ona biçilen rolün bitmesi” şeklinde yorumladı. El Ensari, IŞİD’in tam anlamıyla bitmesi için mezhepçilik ve tekfirciliğin ortadan kaldırılması gerektiğini işaret etti:

“Evet, bu şüpheli örgütten beklenen rol bitmiş durumda. Nitekim hiçbir makul insan, bu örgütün Amerikan istihbaratıyla ilişkisini reddedemez. Bu örgütten ve varlığından sadece iki ülke faydalanmıştır. Bu iki ülke de İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’dir. Bu örgüt sayesinde, bu devletler bölge üzerindeki kontrolünü arttırmış durumda.

Bu yüzden IŞİD’in Irak’taki varlığının son bulması, bu örgütün tamamen sonunun gelmediği konusundaki kanaatimiz tamdır. Aksine radikal fikirlerin kaynağı henüz kurumuş değil. Mezhepçilik ve karşıdakini tekfir etme düşüncesi toplumumuzda halen yaygın. Tekfir ve aşırı mezhepçilik, herhangi bir radikal örgütün kuruluşunun ana çekirdeğini oluşturmaktadır.”

IŞİD’TEN SONRASI

Mısır’ın ünlü internet haber sitesi Al Bvvaba News’te, Rıdavan El Seyyid imzasıyla yer alan makalede, IŞİD’ten arta kalan yıkıma dikkat çekildi:

“IŞİD, 2017’nin sonu gelmeden Suriye ve Irak’ta bitmeye doğru gidiyor. Ve geriye sadece bazı terör olayları kalacak gibi görünüyor. Ancak şu önemli ki, IŞİD efsanesi ya tamamen bitti ya da bitmeye yakın.

Önemli olan asıl husus, Irak’ta bir anayasanın, bir parlamentonun, bağımsız bir yargının ve de tanınan resmi bir hükümetin olduğu söyleniyor. Ancak Irak’ın üçte biri yıkılmış durumda. Üstelik 5 milyondan fazla insandan yerinden göç etmiş. Öyleyse Irak’ta 2018 yılı Irak’ta kimin için gelecek?”

BİNGAZİ HAFTER’İN KONTROLÜNDE

Mısır Al Ahram gazetesi, Bingazi’nin General Halife Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu’nun kontrolüne geçmesini “Libya’nın geleceği için umut dolu bir mesaj” olarak nitelendirdi:

“Libya Ulusal Ordusu’nun Bingazi’yi radikal örgütlerden temizlediğine yönelik haberler, Libya’da krizin bittiğine ve ülkenin içinde bulunduğu durumdan çıkacağına dair umut dolu bir mesaj niteliğinde oldu.

Ulusal ordunun bu başarısı, Bingazi’yi kurtarmaya yönelik operasyonun başlamasından 3 sene sonra gerçekleşti. Bu da ulusal ordunun önünde başka önemli başarıların kapısını açacaktır. Bu başarılar da Libya’ya istikrarı geri getirecektir.

SURİYE’DEKİ BÖLÜNMÜŞLÜK NE ANLAMA GELİYOR?

Lübnanlı Elnashra adlı internet sitesi, Suriye’de sahadaki son durumla ilgili yayınladığı yazıda dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Haber sitesine göre, Suriye’de sahada var olan mevcut durum, Suriye’nin kalıcı olarak bölünmüşlüğüne işaret ediyor:

“Suriye’de, Lübnanlı, Türk, İranlı ve Rus kuvvetlerinin yanı sıra, askeri olarak müdahalede bulunan taraflar artmış durumda. Bu resmi ve gayrı resmi orduların müdahalesini, Suriye’de sahadaki mevcut duruma göre, bölünme haricinde farklı bir şekilde okuyamayız. Herkes Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu belirtiyor ama sahadaki veriler farklı bir şey söylüyor.

Bir ülkenin resmi ordusunun başka bir ülkede askeri olarak varlığı, o ülkenin nüfuzunu yaygınlaştırma çabası anlamına gelir. Söz konusu ordular söz konusu bölgelerden çekilse bile bunun bir bedeli olacaktır.” (DUVAR)

Etiketler: / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ