Halkların Demokratik Partisi (HDP) Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda HDP Van Milletvekili Nadir Yıldırım, muhalif kesime yönelik baskı, yaşanan ekonomik kriz ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hızlı bir çöküş sürecine giren AK Parti’nin Kürt kentlerinde meşruiyetini yitirdiğini belirten Yıldırım, “Hatırlarsınız 2001’de Türkiye ciddi bir ekonomik krize sürüklendi. Ecevit hükümeti devrildi. AKP yeni dönemin emperyalist projesi olarak şekillendirildi, hazırlandı ve 2002’de iktidara taşındı. Bu olası krizleri aşma projesi olarak geliştirilen AKP’nin gittikçe krizin nedeni olmaya başlaması Türkiye ve batı ilişkilerini ciddi anlamda sekteye uğrattı” dedi.

‘KÜRT DÜŞMANLIĞI HORTLATILDI’

Rojava’da gelişen özgürlük eğiliminin emperyalist güçlerin hesaplarını bozduğunu kaydeden Yıldırım, Türkiye’de yaşanan meselenin de biraz bu olduğuna işaret etti. Gelişen durumun rejim krizini her geçen gün biraz daha derinleştirdiğini ve kriz derinleştikçe özgürlük eğiliminin geliştiğini ifade eden Yıldırım, “Türk devleti açısından şöyle bir algı oluşturdu; ülkenin ve devletin beka sorunu olarak algılandı. Zaten kuruluş felsefesinde var olan Kürt düşmanlığı diyebiliriz ki bu süreçte hortladı” diye belirtti.

Ortadoğu ve ülkenin dört bir yanında devam eden kriz için yıllar önce PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından uyarıların yapıldığı hatırlatmasında bulunan Yıldırım, uyarıların dikkate alınmadığını vurguladı. Yıldırım, sözlerini şöyle devam ettirdi: “Daha 2000’li yılların başında dünyanın 3. Dünya savaşına hızla sürükleneceğini, ciddi kırılmaların olacağını öngördü Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan. Özellikle 2013 yılında somutlaşan Kürt sorununa çözüm yaklaşımıyla Önder Öcalan, esasında Ortadoğu’daki bütün bu gelişmelere yönelik bir müdahale süreci başlattı. Esası şuydu, sert kırılmalar çöküşler ve katliamlar yaşanmaması için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin zihniyet olarak, sistem olarak, siyaset olarak çözüme ve demokratikleştirmeye hazırlamaya çalıştı. Aksi durumda Türkiye’yi Irak ve Suriye gibi yapacağını çok iyi gördü, bu temelde müdahaleler geliştirdi. Fakat bu süreç doğru okunmadı.”

‘HER FIRSATTA BOĞMAYA ÇALIŞILDI’

Çözüm süreci boyunca AK Parti’nin Kürt siyasal hareketini boğmaya ve tasfiye etmeye çalıştığının altını çizen Yıldırım, çözüm projeleri geliştirilmediği gibi sürecin Kürt siyasal hareketini tasfiye etme üzerine kurgulandığını söyledi.
Hükümet tarafından uzun bir süre “ne çözüm ne savaş” çürütme politikası geliştirildiğini kaydeden Yıldırım, bu politika da sonuç vermeyince bu kez DAİŞ eliyle Kürt siyasal hareketinin boğmaya çalışıldığını ancak Kobanê direnişi ile bunun kırıldığını ifade etti.

‘İNANÇ VE UMUDU KIRMAYI HEDEFLİYORLAR’

En son HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ında aralarında bulunduğu milletvekilleri ve Ahmet Türkün tutuklanmasının psikolojik savaşın bir parçası olduğunu belirten Yıldırım, “En yaygın bir şekilde psikolojik savaşla, inanç ve umut kırmayı hedefliyorlar. İşte Ahmet Türk gibi sembol isimlerimize dönük, saldırı tutuklama çılgınlığı, alçaklığı esas olarak bu psikolojik savaşın bir yönü. Toplumun siyasal iradesini kırmaya dönük bir yaklaşımdır” ifadelerini kullandı.

‘KÜRDİSTAN’DA MEŞRUİYETİ KALMAMIŞTIR’

AK Parti’nin ve devletin Kürt kentlerinde bir meşruiyetinin kalmadığını vurgulayan Yıldırım, şunları aktardı: “AKP’nin il başkanı yada herhangi bir yöneticisi dahi bir yere gittiğinde zırhlı araçlarla gitmek zorunda kalıyor. Bu şunu gösteriyor; Kürdistan’da AKP eşittir zırhlı araçlar ve karakollar. Ötesinde bir varlığı kalmadı. Çünkü hiçbir dönem işbirlikçilik ve ihanet Kürdistan’da bu kadar teşhir olmamıştır. Hiçbir AKP’li kendi ailesi ve aşireti içerisinde bile meşrutiyeti kalmamıştır.”

‘ARTIK YÖNETEMEZ BİR DURUMDALAR’

Kürt siyasal hareketi olarak süreci iyi değerlendireceklerinin altını çizen Yıldırım, mutlaka kazanacaklar mesajını verdi. “Biz Kürt siyasal hareketi olarak, kesinlikle umudu, inancı güçlü tuttuğumuz sürece morali toplum açısından her zaman ürettiğimiz sürece kesinlikle kazanacağız bunlar çökecek” diyen Yıldırım, “Şimdi bütün bunların toplamında diyebilirim ki ciddi riskler ve tehlikeler önümüzde olmakla birlikte çok ciddi fırsatlar da doğmuştur” dedi. Yıldırım, gelinen aşamada Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin uluslararası ilişkileri ve ekonomiyi sürdüremez artık yönetemez bir pozisyona geldiğini ifade etti.

Yıldırım, “Oluşturmuş oldukları ‘milli faşist cephe’ dahi çok ciddi bir kavga yürütüyor kendi içerisinde. Bütün bunlar yönetilmeye gelmiş durumdadır” diye konuştu.

‘DÖNEM SLOGANIMIZ MUTLAKA KAZANACAĞIZ’

İzleyecekleri yol haritasına ilişkin ise halkalarla birlikte faşizme karşı ortak cephede mücadele yürüteceklerini aktaran Yıldırım, mücadeleden milim geri adım atmayacakları vurguladı. Yıldırım konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Biz HDP olarak bulunduğumuz pozisyon, bu süreç halklarımızın yüz yıllık kaderini tayin edebilecek bir süreçtir. Bizim bu süreçte geliştireceğimiz tarz, performans, mücadele kesinlikle ya yüzyıllık özgürlüğü ve demokrasiyi getirecek yada yüzyıl boyunca tekrar bir imha ve inkar cenderesine tabi tutulacak. Bundan dolayı saldırılar daha yoğun olacak ama bir noktada güçlüyüz kendimize güveniyoruz. O noktada şudur; biz haklı ve meşru bir zeminde mücadelemizi sürdürdüğümüzü ve saldırıların düzeyi ne olursa olsun boyun eğmeden bu faşizme karşı mücadele hattını ve zemini örgütleyeceğiz. Dönem sloganımız, mutlaka kazanacağızdır.”